Affichage des articles dont le libellé est citations. Afficher tous les articles
Affichage des articles dont le libellé est citations. Afficher tous les articles

mardi, novembre 3

"İlk çekingenlikler ne kadar tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır. Birlikte yapılan her yeni hareket de, istenmediği halde bu büyüyü geri getirir: insana yeni bir fırsat verir. T. de, bu sefer acele etmedi. Yemek seçmekteki kararsızlıkların, tabaklara uzanmaktaki çekimserliğin, her duruma uygun söz bulma güçsüzlüğünün ayrı ayrı tadına vardı. Kendini bıraktı: uzun sessizlikleri bozmak için çaba göstermedi. Gözlerini A.'nın bakışlarından kaçırmadı. Dalgaların üstünde oynaşan güneş ışınlarına daldığı zaman söylenen sözleri duymadığı için üzülmedi. Zamanı unuttu: oraya gelmeden başından neler geçtiğini, ayrıldığı zaman neler geleceğini hiç düşünmedi. S.'den bahsetmek istediği sırada da, acaba şimdi konuşmasam daha mı iyi olur diye bir endişeye kapılmadı."

lundi, novembre 2

Beckett.

« C’est tuant, les souvenirs. Alors il ne faut pas penser à certaines choses, à celles qui vous tiennent à cœur, ou plutôt il faut y penser, car à ne pas y penser on risque de les retrouver, dans sa mémoire, petit à petit. C’est-à-dire qu’il faut y penser pendant un moment, un bon moment, tous les jours et plusieurs fois par jour, jusqu’à ce que la boue les recouvre, d’une couche infranchissable. C’est un ordre. »

dimanche, juin 7

guillermo

"Hollywood thinks art is like Latin in the Middle Ages—only a few should know it, only a few should speak it."

http://www.wired.com/entertainment/hollywood/magazine/17-06/mf_deltoro?currentPage=2

samedi, juin 6

time warp

9:39 Simon VozickLevinson: BUT WHAT IF THE POPCORN TROPHY IS A PORTKEY??

http://popwatch.ew.com/popwatch/2009/05/mtv-movie-award.html?xid=rss-feed-todayslatest-MTV+Movie+Awards%3A+Live+blog+now!

mercredi, juin 3

h2g2, again

"The man who invented the Total Perspective Vortex did so basically in order to annoy his wife.
Trin Tragula -for that was his name- was a dreamer, a thinker, a speculative philosopher or, as his wife would have it, an idiot.
And she'd nag him incessantly about the utterly inordinate amount of time he spent staring out into space, or mulling over the mechanics of safety pins, or doing spectrographic analyses of pieces of fairy cake.
'Have some sense of proportion!', she would say, sometimes as often as thirty-eight times in a single day.
And so he built the Total Perspective Vortex- just to show her.
And into one end he plugged the whole of reality as extrapolated from a piece of fairy cake, and into the other end he plugged his wife: so that when he turned it on she saw in one instant the whole infinity of creation and herself in relation to it.
To Thin Trigula's horror, the shock completely annihilated her brain; but to his satisfaction he realised that he had proved conclusively that if life is going to exist in a Universe of this size, then the one thing it can not afford to have is a sense of proportion."

p. 252, hangi basım not almamışım.

vendredi, mai 29

"Galip, uykunun en güzel yanının insanın olduğu kişiyle bir gün yerine geçeceğine inanmak istediği kişi arasındaki gözyaşartıcı uzaklığın unutulması kadar, duyduklarıyla hiç duymadıklarını, gördükleriyle hiç görmediklerini ve bildikleriyle hiç bilmediklerini huzurla birbirine karıştırabilmesi olduğunu bir kere daha anladı."

lundi, mai 25

Frank Lloyd Wright - "TV is chewing gum for the eyes." Web Clip <>

samedi, mai 16

orwell'in miller eleştirisi, eleştirileri

referans vermek için çok üşengecim şu anda..
"yetişkin bir insanın içine sığacağı kadar büyük bir rahim arayışı"
star trek'i IMAX'e getirmeyen AFM yönetimini buradan esefle kınamayı kendime borç bilirim. allahsızlar!
quinto bari bi olsa be. n'olur be.

mardi, mai 5

i want an ice cream maker

".. in all its hard plastic glory."

dimanche, mai 3

"Just as eating against one's will is injurious to the health, so is study without a liking for it spoils the memory, and it retains nothing it takes in."
Leonardo Da Vinci

vendredi, mai 1

fifiri says: klavyeme stumble tuşu istiyorum [Reply Now]

mardi, avril 28

gevşek bağlar ya da kavramsal çağrışım

"Resimlerin, karikatürlerin, tiyatroların ve kafe-konserlerin kendisini yeterince halka tanıtmış olmasına rağmen 'aşk simsarı' yün yeleğine ya da renkli, yakasız gömleğine, kasketine, ceplerinden çıkmayan ellerin 'davetkâr' bir hareketle belinden aşağı sımsıkı gerdiği ceketine, sönmüş sigarasına, sesi duyulmayan terliğine bağlı kalmıştır.

unruly boys who will not grow up must be taken in hand
unruly girls who will not settle down they must be taken in hand²

le fait que: istanbul coolu gerçeği.
au lieu de: santralistanbul.


¹ Colette, Avare Kadın, Can Yayınları, İstanbul, 1992, s. 50.
² The Smiths, Barbarism Begins at Home in Meat is Murder, Rough Trade, Londra, 1985.

dimanche, avril 12

the great departure

"In America, culture moved from the embrace of a social code based on self-restraint and virtue to one based on self-gratification; increasingly, the pursuit of self-gratification has led us to intellectual nihilism."
Wesley Allen Riddle

samedi, avril 11

john malkovich (ile) olmak*

bu sabah pera müzesi'nde İFF28 kapsamında john malkovich söyleşisi vardı.
kalktık, gittik.
ceketini merak ediyordum. dün öğle ya da dün akşam giydiği gibi bir şey olacağını ummuştum fakat kendisi bir sabah söyleşisine parıldayarak gelmemeyi tercih etti. (görgü 1 - ayrıksılık o)
"soru cevap olsun" dedi, sıkkın bir ifadesi vardı. ya da bıkkın. ama küçümser değil. klasik sessizlik ile cevap verdik bu ifadeye biz de. sonra eller kalktı, birkaç saçma birkaç güzel soru soruldu. sanırım malkovich en çok oyunculuğun şizofren boyutunu irdeleyen soruyu sevdi, ona cevap verirken gözleri parladı, pamuk dede sakallarının altından yanakları pembeleşti.
tok sesli çevirmen notlar alırken her seferinde onu büyük bir ilgiyle izledi, arada sırada yazdıklarını okumaya çalıştı. belki simültane çevirmen olmak nasıldır, hayal etti. belki bir çevirmeni oynaması teklif edilmişti. belki de adamın yazısı çok güzeldi. tiyatrocu tipli çevirmen nüansları katlede katlede, anektodları evire çevire türkçe'ye aktardı dediklerini. biz ukala bakışlar atarken birbirimize arkadan "ne iyi çeviriyor" dediklerini duyduk, şaşırdık. aslında kötü çevirmiyordu, sadece bazen yanlış çeviriyordu. neyse. buradan konuşmak kolay en nihayetinde.
proje seçerken çok fazla kriterinin olmadığını söyledi, çalışacağı yönetmenin önceki işlerini bilmenin beraber çalışacakları film hakkında çok da fikir vermediğini, iyi film yapmanın çok zor olduğunu ve bu yüzden çok az iyi film çekildiğini, being john malkovich'i çok önce okuduğunda çekileceğini düşünmediğini, başlarda ancak senaryoda john malkovich olmazsa oynamak istediğini ama jonze ile tanışınca o zamanlar "just a kid" streetsmart yönetmen ile çalışmak istediğini, tiyatronun çok daha self-generating olduğunu fakat doğaçlamaya inanmadığını, en büyük ilhamını ilk kumpanyalarından aldığını, bu işe oyuncu kızarkadaşının provalarını izlerken başladığını.. ve daha bir sürü şey. tasarımları için kısa moda filmleri çektiği freud'un torunu bella'nın koleksiyonunu gördüğünü duyunca katılımcılardan birinin, bayağı şaşırdı. ateşli hayranlarına bıyık altından güldü, akıllı hayranlarına ciddi cevaplar verdi. hemen hep uzun cevaplar verdi ama.
azimle notlar almadım bu sefer, dinlemekten ziyade izledim söyleşiyi. bol bol su içtiğini gördüm, bıyıklarını çekiştirdiğini, utangaç gülümsemesini kafama yazdım. söyleşiden ne ummuştum tam bilmiyorum. ama onu tam bulamadım gibi bir his var içimde.
belki de bu hissin nedeni hala tam teşrif edememiş bahara kapıyı kapatıp sunum hazırlamam gerekliliğidir.
bu yazının düşük kalitesinin suçunu da tamamlanmamış iş gerginliğine atıp, susuyorum.
aklıma geldikçe ve sunumdan sıkıldıkça eklemeler yapabilirim.

*parantezakıllı -yaşasın, snigletim oldu, ya da olamadı- başlığımdan dolayı rahatsızım. ama klişenin gücüne bir kez daha yenik düştüm.

vendredi, avril 10

günün sözü

erkmen: 80ler kızım her şey mümkünn :)

jeudi, avril 9

"And we should consider every day lost on which we have not danced at least once."
Nietzsche

mardi, mars 31

dimanche, mars 22

pies and pies and pies and pies

18
00:01:12,860 --> 00:01:15,540
And the party began.
19
00:01:35,830 --> 00:01:38,880
Until the party stopped,
20
00:01:38,890 --> 00:01:43,340
and young Ned learned that even a
forkful of immediate gratification
21
00:01:43,380 --> 00:01:47,760
can lead to a world of
grave consequences .

lundi, mars 16

oh, jerry.

1
00:00:02,440 --> 00:00:04,078
I love it when people
are complimented on their clothes.
2
00:00:05,680 --> 00:00:08,148
And they accept the compliment
as if it was about them.
3
00:00:08,320 --> 00:00:11,517
Nice tie. Well, thank you.
Thank you very much.
4
00:00:11,840 --> 00:00:16,391
The compliment is for the tie.
It's not for you. But we take it.
5
00:00:16,600 --> 00:00:19,831
And that's the job of clothes.
To get compliments for us.
6
00:00:20,000 --> 00:00:22,116
Because it's very hard
to get compliments...
7
00:00:22,280 --> 00:00:25,590
...based on your human qualities.
Right? Let's face it.
8
00:00:25,760 --> 00:00:27,955
No matter how nice you are,
nobody is gonna say:
9
00:00:28,120 --> 00:00:30,076
"Hey, nice person."
10
00:00:30,760 --> 00:00:34,639
It's much easier to be a bastard and
just try and match the colours up.

jeudi, mars 5

you don't want to know

378
00:17:20,535 --> 00:17:21,800
Magic is cool.
379
00:17:22,100 --> 00:17:24,700
Actual magic is oxymoronic.
380
00:17:25,600 --> 00:17:26,965
Might not even be oxy.